Gelibolu Tarihi

İlk yayın: · Son güncelleme:

Gelibolu Tarihi

İyi ve güzel şehir anlamına gelen Galli Polis adıyla anılan Gelibolu’nun tarihte ilk kez Hitit İmparatorluğunun M.Ö. 1200’de parçalanmasından sonra, Frigler ve onları izleyen Lidyalılar’ın Anadolu’ya geçişleri sırasında önem kazandığı görülmektedir. M.Ö 545’te Lidya kralı Kroisos, Persler ile yaptığı savaşta yenilince, Persler, Lidya krallığını ortadan kaldırdı. Böylece, Persler Çanakkale boğazı çevresinde üstünlük sağlamış oldular. Daha sonra Gelibolu Spartalı’ların, Makedonyalıların, Bergamalıların, Romalıların, Bizanslıların ve en son da Türklerin hakimiyetine girmiştir.

Gelibolu Yarımadası tarih boyunca birçok kavmin güzergahı olmuştur. Dolayısıyla stratejik noktalarında bazı istihkamlar kurulmuştur. Gelibolu şehri bugünkü yerinde Roma idaresi döneminde bir kale olarak ön plana çıkmaya başlamıştır. Şehir, Bizans idaresi altında ilk önce Gotlar’ın ardından da Hunlar’ın saldırısına uğramıştır. Kale zamanla önemli bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Arap ordularının İstanbul’a yönelik seferlerinden bu bölge de etkilenmiştir. Haçlılar ise buradan geçerek Anadolu’ya ulaşmışlar ve Gelibolu 1204’te Latinlerin idaresi altına girmiştir.

Bizans’ın son dönemlerinde Ege ve Marmara kıyılarında faaliyet göstermeye başlayan Türkmen beylikleri Gelibolu yarımadasını da hedef almışlardır. Daha sonra Orhan Bey oğlu Süleyman Paşa idaresindeki Osmanlı kuvvetleri imparator Kantakuzenos’un müttefiki sıfatıyla yarımadaya gelmiş ve Süleyman Paşaya Çimbi hisarı üs olarak verilmiştir. Burası Osmanlılar için bir dayanak noktası oluşturmuştur. Bağımsız hareket etmeye başlayan Süleyman Paşabir taraftan Trakya’ya, diğer taraftan Gelibolu yönüne akınlarda bulunmuştur. 1354’te fethi gerçekleşmiştir.Osmanlı hakimiyetinde Gelibolu, Trakya ve Balkanlar’a yönelik akınlarda önemli bir hareket üssü olmuş, Osmanlı orduları için bir geçit yeri ve deniz üssü olarak önem kazanmıştı. İstanbul’un fethine kadar önemli bir askeri deniz üssü olma özelliğini koruyan Gelibolu, Fatih döneminde esaslı şekilde tahkim edilmiş ve 1515’e İstanbul’da Haliç tersanesinin devreye girmesiyle giderek deniz üssü olma özelliğini yitirmeye başlamıştır.

Gelibolu fetihten sonra birsancak ve sancak merkezi olduğu gibi Rumeli’nin ilk Paşa sancağı da olmuştur.Daha sonra bir denizcilik idare merkezi olarak şöhret kazanmıştır. Osmanlı donanmasının başındaki kaptan-ı derya burayı merkez edinmiştir. II. Murat döneminde Gelibolu’da yapılan 26 eserden 7’si günümüze ulaşabilmiş, Fatih dönemi yapıların da çoğu yok olmuştur. 1915 yılında Gelibolu, Gelibolu Yarımadası Çanakkale muharebelerinde bombalanmış ve yer yer tahribata uğramıştır. [1]

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda İngiliz birlikleri 30 Kasım 1918’de Gelibolu’yu işgal etti. Yunan ordusu da 4 Ağustos 1920’de Gelibolu’yu işgal etti. [2] Mudanya Mütarekesi’nin ardından kentin teslimi 25 Kasım 1922’ye planlandı; ancak bozan hava memur ve jandarmaların gelişini geciktirdi. Kentte Fransız karargâhı bulunan İtilaf devletleri, Gelibolu’yu 26 Kasım 1922’de TBMM Hükûmeti’nin memur ve jandarmalarına teslim etti ve kentte hemen TBMM idaresi kuruldu. [2] Bu gün her yıl Gelibolu’nun kurtuluş günü olarak kutlanır: 26 Kasım: Gelibolu’nun Düşman İşgalinden Kurtuluşu.

Gelibolu 1923’te vilayet yapıldı. [2] 1926’da 877 sayılı kanunla ilçe merkezi oldu; bugün Çanakkale’ye bağlıdır. [1]

Bizim notumuz: Bu sayfada daha önce Yunan kuvvetlerinin Gelibolu’yu 3 Ekim 1922’de terk ettiği yazıyordu. 3 Ekim 1922, Mudanya görüşmelerinin başladığı gündür. TÜBA çalışmasına göre Gelibolu 26 Kasım 1922’de teslim alındı; metni buna göre düzelttik.

Kaynaklar

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi: “Gelibolu” maddesi
  2. TÜBA, Millî Mücadele’nin Yerel Tarihi 1918-1923, C. 10: V. Türkan Doğruöz, “Millî Mücadele Döneminde Gelibolu” (2024)

Gelibolu Tarihi bölümündeki yazılar

Bu sayfada yanlış bilgi mi var?